İş Sağlığı

Mesleki Risk Faktörleri

Mesleki Risk Faktörleri

Mesleki Risk Faktörleri, çalışma ortamları çeşitli güvenlik tehlikelerinin yanı sıra, sağlık tehlikelerini de barındırırlar. Bunların neler olduğu ve hangi işlerde nelerle karşılaşılacağının bilinmesi, önlemlerin alınması ve meslekten kaynaklanabilecek hastalıklardan korunmak açısından son derece önemlidir

Kimyasal Risk Faktörleri

Mesleki Risk Faktörleri

Sanayide kullanılan yüz binin üzerinde kimyasal madde vardır. Her yıl da birçok yeni kimyasal madde kullanıma girmektedir. Örneğin boyalar, çözücüler, pestisitler, deterjanlar, ağır metaller, sert metaller, tozlar, gazlar bu grupta yer almaktadırlar. Solunum yoluyla, el-ağız yoluyla, cilde temasla vücuda alınmaları söz konusudur. Meslek hastalıklarının en önemli nedenlerini kimyasallar oluşturmaktadır. Üstelik bunların beşyüz kadarı, kanserlere de neden olabilmektedir.

Biyolojik Risk Faktörleri

İnsanlardan, hayvanlardan, bitkilerden, bakterilerden, mantarlardan, küflerden kaynaklanan nedenlerdir. Örneğin sağlık çalışanlarında tüberküloz, hepatit, AIDS, hayvancılıkla uğraşanlarda bruselloz, şarbon gibi hastalıkların bulaşma riski vardır. Klima sistemleri gibi durağan suyun beklediği koşullarda çeşitli mikroplar üreyerek akciğer hastalıklarına neden olabilirler. Biyolojik risk faktörleri sadece enfeksiyon hastalıklarına değil, astım başta olmak üzere çeşitli alerjik hastalıklara da neden olabilirler. Bilinen iki yüzün üzerinde mesleki biyolojik risk faktörü vardır.

Fiziksel Risk Faktörleri

Gürültü, titreşim, aydınlatma, sıcak, soğuk, iyonizan olan ve olmayan radyasyonlar, yüksekte çalışma, su altında çalışma, mekanik risk faktörleri gibi faktörler bu grupta yer almaktadırlar. Elliden fazla fiziksel risk faktörü tanımlanmaktadır. Kas iskelet sistemi hastalıklarından işitme kaybına, kansere kadar birçok hastalığın nedeni olabilirler.

Ergonomik Risk Faktörleri

Ergonomiye kısaca fiziksel çevrenin insana uyumlu hale getirilmesidir diyebiliriz. İş ergonomisi denildiği zaman ise; üretimdeki, her türlü alet, makine, teçhizat, atölye, fabrika, ofis düzeninin çalışana uygunluğu anlaşılmalıdır. Bu sadece çalışanın konforu için değil, zaten üretim verimliliği için de bir gerekliliktir. Dar çalışma alanı, duruş, iş düzeni ve temposu, zihinsel ve fiziksel iş yükü, mekanik stres, tekrarlanan hareketler, hareketin şiddeti, sürekli aynı pozisyonda çalışma, aşırı güç uygulanması, uzanma, çekme, dönme gibi hareketler, ağır kaldırma, elle taşıma, fazla mesai gece çalışma gibi faktörler bu grupta sayılabilir.

Alerjenler

Üretimde kullanılan ve karşılaşılan kimyasalların 3000 kadarı alerjik hastalıklara neden olurlar. Çiftçilikte antibiyotikler, tarım ilaçları, dezenfektanlar; Kimya ve ilaç endüstrisinde kimyasallar ve ilaçlar, eldivenler, maskeler; İnşaatçılıkta çimento, epoksi reçineler, ahşap, boyalar; Elektrik ve elektronik endüstrisinde reçineler, lehimler, metaller; Metal endüstrisinde metaller, metal işleme sıvıları, çözücüler, aşındırıcılar, Gıda sektöründe gıdalar, antioksidanlar, koruyucular, gereçler; Kuaförlükte şampuanlar, perma sıvıları, su, saç boyaları, kokular; Sağlık sektöründe ilaçlar, deterjanlar, solventler, dezenfektanlar, antiseptikler, eldivenler, Ağaç işlerinde reçineler, cilalar, vernikler, boyalar, karşılaşılan meslekler ve kimyasallara dair sadece birkaç örnektir. Ayrıca bitkisel, hayvansal kökenli maddeler de alerjilere neden olurlar.

Bitkisel yapıştırıcılar, keten-kenevir, soya fasülyesi, kahve taneleri, böcek artıkları, deterjan enzimleri, tahıl ürünleri ve tozları, unlar, menekşe kökü, odun tozları, doğal reçineler, hayvansal ürünler ve yağlar, balık yağı ve emülsiyonu, tütün-çay tozu örnek olarak verilebilir.

Mesleki alerjiler daha çok astım, alerjik nezle, alerjik cilt hastalıkları şeklinde karşımıza çıkar. Ayrıca akciğerlerde astım dışında aşırı duyarlılık hastalıkları da görülebilir

İş Sağlığı ve Güvenliği için yapılan her türlü harcamanın, sürekli yararlar sağlayan bir yatırım olarak görülmesi gerekir. Uzun yıllar boyunca yapılan bilimsel çalışmalar, iş kazaları sonucu oluşan kayıpların, iş güvenliğini sağlamaya yönelik güvenlik önlemleri için yapılacak harcamalardan çok daha fazla olduğu gerçeğini ortaya çıkarmıştır. Elbette, iş kazaları sonucu yitirilen insan yaşamlarının değerini ölçmek ve hiç bir maddi değerle karşılaştırmak olanaklı değildir. Üretimin de tüm çabaların da amacı, insanın mutluluğu olmalıdır.

İşverenler ve devlet görevini tam anlamıyla yapmalı, çalışanlar ise İSG kurallarına mutlaka uymalıdır. Aksi halde zirvedeki yerimizi halen korumuş oluruz!..

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir